Ramazan’la ilgili neredeyse tüm yazılarda “Eski Ramazan’lar” özlemine rastlarsınız. Eski iftarlar, eski sahurlar, pidenin eski tadı, aile büyüklerinin Ramazan ayına özgü ritüelleri büyük bir ciddiyetle ve inançla yerine getirmeleri… Hepsi anılası ve güzel duygulardır.

Uzel fabrikada iftar yemeğine davet edilince, işte bu duygular yüzünden heyecana kapıldım.

Yarım yüzyıldır çalışan, dünyanın ilk 10 traktör üreticisi sıralamasında beşinci sırayı zorlamış, binlerce işçisi, tarlaları dolduran yüzbinlerce traktörü ile Türkiye tarihine damgasını vuran Uzel’in, yeniden yapılanma döneminde verilen ilk iftar yemeği.

Anlamı büyük.

Yeni Uzel’i, dişleriyle tırnaklarıyla yeniden oluşturan yönetim ekibi, bayiler, tedarikçiler, çalışanlar ve herbiri birbirinden değerli işçiler.

Kocaman bir organizmanın yeniden soluk almaya başlamasının yarattığı ağır bir atmosfer, ney’in yumuşacık tınılarıyla yürek doldururken,

Ezanın ardından suya uzanan işçinin ellerindeki tertemiz kirleri gördüğümde,

Pidenin içine sıkıştırılan zeytinin karasında,

Çorbanın sıcağında.

Önder Bey’in mağrur ve mutlu duruşunda,

Ekranlardan geçen traktörlerin ve erik hoşafının canım kırmızısında…

Dün gece…

Çok derin duygular vardı.

Ve ister inanın ister inanmayın, bu duyguları herkes birlikte yaşadı.

Uzel’in yeniden doğuşu, bir ailenin, bir kimsenin, bir markanın yeniden ticari başarıya ulaşması demek değildir.

Uzel’in yeniden doğuşu, Uzel’de çalışan Celal Usta’nın üniversitede okuyan kızının, Hasan Usta’nın yeni doğan torununun, fabrikanın arka bahçesinde organik bir bostanı yeşerten Ali Bey’in gelecekle ilgili umutlarının yeniden doğuşudur.

Bu yüzden Hoca’nın “Bu müessenin ilelebet yaşaması ve daha büyük başarılar kazanması için yardımlarını esirgeme Yarabbim!” cümlesinin ardından, o büyük koro öylesine içten yükseltmiştir sesini;

Amin”