2011′de 4 bin 619 Yatırım Teşviki

Verildi…

 

Teşvik belgelerinin 132 bin 125 bin kişilik istihdam öngörüldüğünü belirten Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ‘Toplam sabit yatırım tutarının 25,9 milyar lirası imalat, 15,3 milyar lirası enerji, 15,1 milyar lirası hizmetler, 1,5 milyar lirası ise madencilik sektöründedir”dedi.

 Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, 2011 yılında 57,9 milyar lira sabit yatırım tutarında 4 bin 619 yatırım teşvik belgesinin düzenlendiğini ve söz konusu yatırım teşvik belgelerinin 132 bin 125 bin kişilik istihdam sağlamasının öngörüldüğünü bildirdi.

Bakan Çağlayan konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yatırım teşvik verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen yıl Aralık ayında düzenlenen 500 adet yatırım teşvik belgesinin sabit yatırım tutarının 8,3 milyar lira, öngördüğü istihdam sayısının ise 15 bin 169 kişi olduğunu belirtti. Teşvik belgeli projelerin 6,2 milyar lira tutarındaki 477 adedinin yerli yatırımcılar, 2,1 milyar lira tutarındaki 23 adedinin ise uluslararası sermayeli yatırımcılar tarafından gerçekleştirileceğini aktaran Çağlayan, 2011 yılının tamamında ise 57,9 milyar lira sabit yatırım tutarı olan, 4 bin 619 adet proje için yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini ifade etti.
Söz konusu teşvik belgelerinin 132 bin 125 kişilik istihdam sağlamasının öngörüldüğünü dile getiren Çağlayan, şunları kaydetti: “2011 yılında yatırım teşvik belgesi alan söz konusu projelerin 47,6 milyar lira tutarındaki 4 bin 389 adedi yerli; 10,3 milyar lira tutarındaki 230 adedi ise uluslararası sermayeli şirketler tarafından gerçekleştirilecek. 2011 yılında verilen yatırım teşvik belgelerinde öngörülen 57,9 milyar liralık toplam sabit yatırım tutarının 25,9 milyar lirası imalat, 15,3 milyar lirası enerji, 15,1 milyar lirası hizmetler, 1,5 milyar lirası ise madencilik sektöründedir.

2011 yılında verilen yatırım teşvik belgelerinde enerji sektöründeki artış dikkat çekicidir. Enerji sektöründe 2010 yılında 9,6 milyar liralık sabit yatırım ve 3 bin 17 kişilik istihdam öngörülürken, 2011 yılında 15,3 milyar liralık sabit yatıran ve 4 bin 647 kişilik istihdam öngörülmektedir. Geçen yıla göre eneıji sektörüne verilen yatırım teşvik belgelerinde 5,8 milyar liralık sabit yatırım artışı söz konusudur. Özellikle Türkiye gibi hızlı büyüyen bir ülkenin en önemli ihtiyaçlarından birisi de enerjidir. Bu sektöre yönelik teşviklerin ekonomimize yansımaları kapasite artışı ile sınırlı kalmamakta, istihdam artışı ve cari açığı azaltıcı etkisi olmaktadır.” Teşvik belge adedinin 4. Bölgede 205 adet azalarak 869 olmasına karşılık öngörülen sabit yatırım tutarında artış görülmesinin, büyük yatırımların bu bölgeye yöneldiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Çağlayan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Teşvik sisteminin temel amaçlarından bilisi olan bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması bu anlamda giderek anlamlı bir hale gelmektedir.
12 aylık dönemde başlatılan yatırım projelerinde, imalat sektörü yüzde 45′lik payla ağırlıklı konumunu sürdürmüştür.

İmalat sektörü içerisindeki yatırımların 5.4 milyar İkası tekstil, 4,8 milyar lirası kimya, 2,5 milyar lirası otomotiv sektöründedir. 2009 yılı Ağustos ayında yürürlüğe konan mevcut yatırmı teşvik sisteminin son iki yıldaki uygulamaları çerçevesinde elde edilen veriler, 2011 yılında yatırımlar açısından önemli bir ilerleme sağlandığını göstermektedir.

Mevcut sistemle ilk defa uygulanan büyük ölçekli yatırım projelerine yönelik teşvik sistemi, yatırımcıların istisnai büyüklükteki bu tür yatırımlara olan ilgisinin yoğun olarak 2010 yılında ortaya çıkmasına katkı sağlamış ve bu kapsamda 24,5 milyar lira tutarında 21 adet proje için yatırım teşvik belgesi düzenlenmiştir. Büyük ölçekli yatırım projelerine ilgi 2011 yılında da devam etmiş ve 6.5 milyar İka tutarında 8 adet proje için teşvik belgesi düzenlenmiştk.”

 

Dünya motor devi FEV Türkiye’de

Almanya Aachen merkezli dünyanın ileri teknoloji güç üretim ve araç teknolojileri geliştirme şirketi FEV GmbH (FEV), Türkiye pazarında faaliyete geçti.

Türkiye pazarına girme kararı ve bu kararını takip eden tüm yatırım sürecinde, T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (Başbakanlık Yatırım Ajansı) desteğiyle hareket ettiği kaydedilen FEV’in söz konusu yatırımının stratejik önemi ve geleceğe yönelik planları, Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkam M. İlker Aycı, FEV Doğu Avrupa ve Asya Bölgelerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Michael VVillıelm, FEV Türkiye Genel Müdürü Dr. Taner Göçmez’in katıldığı toplantıda paylaşıldı.

FEV GmbH, küresel büyüme stratejisi doğrultusunda, Avrupa’nın en büyük araç üretim üslerinden biri olan Türkiye pazarındaki faaliyetleriyle pazardaki fırsatları yakalamayı hedefliyor. FEV Türkiye ofisinin başmda ise Dr. Taner Göçmez bulunuyor. Göçmez, yatırımla ilgili olarak öncelikli hedeflerini “yerel mühendislik ve danışmanlık hizmetleri pazarının geliştirilmesi” şeklinde özetledi.

FEV Türkiye’nin olası müşteri tabanım ağırlıklı olarak otomobil, kamyon, tır, orta ölçekli araç, otobüs ve tarımsal araç üreticileri ve tedarikçilerinin oluşturması bekleniyor. Aynı zamanda savunma endüstrisi gibi otomativ sektörü dışında kuruluşlara da hizmet verecek FEV Türkiye’nin, şimdiden birçok üretici ile görüşme halinde olduğu kaydedildi.

FEV Dogu Avrupa ve Asya’dan sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Michael VVilhelm, Türkiye pazarına girme kararıyla ilgili olarak, Türkiye’de mühendislik ve danışmanlık hizmetlerine yönelik talebin arttığını belirterek, “Bu talep öncelikli olarak modern bir ihracat endüstrisi oluşturma çabalarından besleniyor. Klasik üretim faaliyetlerinin yanı sıra, özellikle Ar-Ge çalışmaları büyük önem arz ediyor, ki işte bizler de tam bu noktada hizmet vermeyi amaçlıyoruz” dedi. VVilhelm; Türkiye’de yerli araç üretiminin gündemde olduğu bir dönemde pazara giriş yaptıklarını; yerli araç projesinde önemli bir oyuncu olmaya aday olduklarım söyledi.
VVilhelm; “Dünyanın sayılı otomativ üretim merkezlerinden biri olan Türkiye’nin yerli araç projesi kesinlikle hayal değil. Gerekli her türlü kaynak bu ülkede mevcut. Yeri gelmişken pazara girme kararımız ve takip eden süreçte bize her konuda destek veren Başbakanlık Yatırım Ajansı’na teşekkürü borç bilirm” şeklinde konuştu.

Türkiye pazarına girme kararının global büyüme stratejilerinin önemli bir parçası olduğunu ifade eden VVilhelm, ayrıca Türkiye’nin AB ile Asya ve Yakın Doğu ülkeleri arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini ve böylelikle FEV için yeni pazarlara açılma adına kilit rol oynadığım vurguladı.
İlk etapta 5 Türk mühendis ile yola çıkan yatırım, önümüzdeki yıl bünyesine dâhil edeceği 15 mühendis ile bu sayıyı dört katma çıkarmayı planlıyor. Şirket, genç mühendislere de kendilerini en yüksek teknik uluslararası standartlarda geliştirme fırsatı sunuyor.

Türkiye otomativ sektöründe özellikle tasarım, prototip yapımı, motor geliştirme, elektrik ve elektronik mühendisliğinin yanı sıra, danışmanlık konularına şimdiye dek yoğunlaşma fırsatı yakalanmamıştı. Bu nedenle, motor ve sşanzıman geliştirme mühendislik hizmetleri, üretim ortamlarında danışmanlık, elektrik-elektronik sistem entegrasyonları ve üretim mühendisliği konularında dünyanın önemli oyuncularından biri olan FEV’in Türkiye pazarına girişi son derece önem teşkil ediyor.

  

Türkiye Tarım Sektöründe Dünya  

7.liğine Yükseldi.

 

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, kırsal kalkınma ve desteklemeler neticesinde Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin 8 yılda 3 kat arttığını söyledi. Daha önce 193 ülke içinde tarımsal potansiyel bakımından 11. sırada olan Türkiye’nin; Fransa, İspanya, İtalya ve Rusya’yı geride bırakarak 7. sıraya yükseldiğini ifade eden Bakan Eker, bu başanya OECD, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı gibi kuruluşların tavsiyelerine uymadıklan için gelindiğini kaydetti.Samsun Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde kurulan Enerji Tarımı Araştırma Merkezi’nin açılışına katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, konuşmasında, Türkiye tarımının gelişmesine ve tarımsal potansiyel bakımından dünyada geldiği noktaya ilişkin değerlendirmede bulundu.“TARIMDA FRANSA, İSPANYA, İTALYA VE RUSYA’YI GERİDE BIRAKARAK 7. SIRAYA YÜKSELDİK” Hükümetin uyguladığı tarım politikalan, istikrar ortamı, kırsal kalkınma yatınmlan ve çiftçi desteklerinin Türk tanmının gelişmesine büyük katkı sağladıgınm altını çizen Bakan Eker, “Bu destekleme stratejisi ve politikasıyla Türkiye’de tanm gerçekte iyiye mi gitti, ne oldu, hangi safhadayız?Bununla ilgili size iki cümle söyleyeceğim.  Çünkü bazen Türkiye’ye, Türk çiftçisine haksızlık yapılıyor. Bundan 8 sene önce çiftçilerimiz 24 milyon hektar arazide tarım yapıyordu ve elde ettikleri bütün tanm hasılasının karşılığı 23 milyar dolardı. Ve Türkiye 193 ülke içinde tanmsal hasıla bakımından 11. sıradaydı. Bugün Türk çiftçisi yine 23 milyon hektar alandan 62 milyar dolar hasıla elde ediyor. Dünya ülkeleri içindeki sıralamamız ise Avrupa’nın tarım ülkeleri olan Fransa, İspanya, İtalya ve Rusya’yı geride bırakarak 7. sıraya yükseldik. Bu, bizim yaptıklarımızın, geliştirdiğimiz projelerinin, uyguladığımız destekleme politikalarının doğru olduğunu, amacına ulaştığını gösteriyor.” dedi.“OECD ve BM’nin dediğini yapmadığımız için ileriye gidiyoruz”OECD ve Birleşmiş Milletler Teşkilata raporlarında, Türkiye’nin başarı hikayelerinin anlatıldığına dikkat çeken Bakan Eker, “OECD, bizi, çiftçiye çok verdiğimizi söyleyerek tenkit ediyor.Dünya Bankası ise başka bir şey söylüyor. Biz de diyoruz ki biz sizin dediklerinizi yapmadığımız için ileriye gidiyoruz. Sizin önerdiklerinizle kalsaydık, doğrudan gelir desteği halkın tabut parası dediği destekle bu iş gidecekti. O zaman verimlilik artmayacak, tanmsal üretim de 3 katına çıkmayacaktı.” şeklinde konuştu.
Türkiye’de tanm sektörünün, AK Parti ile birlikte çok farklı bir alana girdiğini kaydeden Eker, desteklemelerin devam edeceğini, yıl içinden kalan desteklemelerin ise çiftçilerin hesaplanna yatırıldığı müjdesini verdi.

Tarlanızı Sigortalattınız mı?

Tarım sektöründe dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskını gibi risklerden korunmak isteyen çiftçilerin, devletin verdiği destek ve sağladığı kolaylıklar sayesinde sigortaya gösterdiği ilgi her geçen yıl artıyor.Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Dadak, yaptığı açıklamada, özellikle iş gücü ve istihdam açısından tarımın göz ardı edilemeyecek bir sektör olduğunu söyledi.
Tarımsal üretimin aksamadan yürütülmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Dadak, tarımda genel olarak üretimin açık alanda ve doğal risklere açık yapıldığı, bu nedenle çiftçilerin doğal afetlerde sıkıntı yaşamaması için sigortaya önem vermesi gerektiğini vurguladı. 2006 yılından beri uygulamada olan TARSİM sayesinde çiftçinin yüzünün güldüğünü belirten Dadak, şöyle devam etti: “TARSİM kurulmadan önce de Türkiye’de sigorta uygulanıyordu ancak sadece bitkisel ürünlerde dolu sigorta kapsamındaydı. Fakat bu Türkiye’deki tarımsal alanlar ve tarımsal ürünlerde yüzde l’lik seviyeye ulaşamamıştı. İspanya’da başarılı olan sigorta uygulamalarındaki havuz sistemi Türkiye’ye kazandırıldı.Ülkemizde de 2006 yılında ilk sigorta poliçeleri kesilmeye başlandı. Öncelikle bitkisel ürünler sigorta kapsamına alındı. Tarla, bahçe ve sera ürünlerinin artık sigorta yapılıyor. Hayvan hayat sigortaları kapsamında da süt ve besi sığırları, küçükbaş hayvanlar, entegre kümesler ve su ürünleri de sigorta kapsamına girdi. Sadece dolu değil bütün Türkiye’de meyvelerde don sigortası yapıyoruz. Daha önce kapsamda olmayan meyvelerde çiçek dönemini de içine alarak, meyve için de sigorta poliçesi kesmeye devam ediyoruz.”. Tarım sigortasında devletin ciddi anlamda desteğinin söz konusu olduğunu vurgulayan Dadak, “Bütün sigorta alanlarında yüzde 50, don sigortalarında poliçe bedelleri yükseleceği için çiftçinin ödemede zorluk çekeceği düşünülerek yüzde 67,5 destek veriliyor. Meyvesini sigorta ettirecek vatandaş, poliçe bedelinin yüzde 32,5′ini ödüyor. Bu bedeli önümüzdeki yıl daha da düşüreceğiz” dedi. Çitçilerin bu primleri kolay ödemesi için bitkisel ürünlerde çiftçinin ödeyeceği yüzde 50′lik kısmın yüzde 25′inin peşin alındığını geri kalan yüzde 75′lik kısmın ise hasattan sonra ödendiğini anlatan Dadak, “Hayvan hayat sigortalarında ise ödeyeceği yüzde 50′nin yüzde 25′ini çiftçimiz peşin ödüyor ve geriye kalan yüzde 75 ini aylık taksitler şeklinde 5 ayda ödüyor. Çiftçimize sigorta konusunda her türlü kolaylığı sağlamaya çalışıyoruz” dedi.Çiftçilerin tarım sigortaları kapsamında olmayan riskle karşı karşı kalması ve yüzde 40 ve üzeri zarar görmesi durumunda da devletin destek sağladığını anlatan Dadak, devletin başka desteği bulunmadığı için çiftçilerin sigortayı önemsemesi gerektiğini vurguladı. Kuraklık, aşırı yağışlar gibi doğal risklerin henüz kapsama alınmadığını belirten Dadak, “Çiftçilerimizden gelen bazı talepler var. Aşırı yağışlardan bazı ürünler zarar görüyor. Bunlarında kapsama alınması lazım. Hemen bütün risklerin kapsama alınması mümkün değil. Ancak havuzumuzun da ticari bir gayesi yok. Sosyal sorumluluk projesi olarak nitelendirilebilir. Kuraklığın da kapsama alınması talebi var. Çiftçilerimizin talepleri hedeflerimiz arasında.” dedi. Türkiye’deki 23 sigorta şirketinin komisyon karşılığında TARSİM’in poliçelerini pazarladığını anlatan Dadak, söz konusu şirketlerin hasar ödeme sorumluluklarının olmadığını belirtti.  

Hükümetin Seçtiği 5 Yeni Sektöre

Özel Teşvik Geliyor

Yılbaşında açıklanacak olan Teşvik Yasası’nda büyük değişiklik yapıldı. Hükümetin hazırlığını sürdürdüğü yeni Teşvik Sstemi’nin kritik detaylarından biri ortaya çıktı. Buna göre 2012 yılı basında yürürlüğe girmesi planlanan yani teşvik sisteminde 6 sektör daha teşvik kapsamına alınıyor. Bununla ilgili radikal adımı. Ekonotni Bakanı Zaler Çağlayan açıkladı. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Ekonomi  Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çağlayan, yeni teşvik yasasında “demir-çelik. otomativ. makine, kimya, tekstil ve tarım sektörleri” olmak üzete 6 sektör belirlendiğini ve bunların özel olarak teşvik yasalarında yer aldığını söyledi.

 

Proje Getiren Çiftçiye Yatırım

Bedelinin Yarısı Devletten…

Tarım Bakanlığı Avrupa Birliği’nden (AB) sağlayacağı fonlarla proje hazırlayan çiftçilere yatırım bedelinin yüzde 50′sini hibe olarak verecek.Bakanlık AB temsilcilerinden oluşan bir heyet, dün çiftçileri bilgilendirmek için Ankara Polatlı’da toplantı düzenledi. Toplantıda konuşan Tarım Bakanlığı uzmanı Mehmet Aydın Belge, destek verilebilmesi için çiftçilerin projeyle gelmeleri gerektiğini söyledi. Mehmet Aydın Belge, desteklerin üç ana başlıkta yapılacağını belirtti. Belge şöyle dedi: “Birinci kategoride et ve süt üreten, besicilik ve tavukçuluk yapanlar, ikinci kategoride meyve, sebze, et, süt alanında faaliyet gösterenler olacak. Üçüncü kategoride ise tarımsal sanayi işletmeleri var. Süt üretimi yapan bir işletmenin destek alması için günlük üretim kapasitesi en az 70 ton olan bir proje hazırlaması gerekiyor. Yatırım 3 milyon dolara mal olacaksa yarısını vereceğiz. 100 baş sığın beslemek için hazırlanan 1 milyon dolarlık projenin de yansı hibe olacak.”874 milyon euro’yu Avrupa sağlayacak Mehmet Aydın Belge, AB destekli proje hibelerinin 1 milyar 150 milyon euro’luk kaynak yaratacağını belirtti. Belge, hibe miktarının 874 milyon euro’luk kısmının AB fonları, kalanının da i Türkiye destekli olacağını dile getirdi. Toplantıda konuşan Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu, hibeden yararlanmak amacıyla çiftçilerin hazırlayacakları projeler için her türlü desteği vereceklerini, bu alanda çalışma yapmak için oda bünyesinde birim ^oluşturacaklarını açıklady ‘ AB destekli proje hibeleri 1 milyar 150 milyon euro’luk kaynak yaratacak.

Yapı Kredi: 2012’de Tarım Sektörü

Önceliğimiz…

 

YAPI Kredi Bankası Perakende Bankacılık Grup Direktörü Mehmet Cemalcılar, “2012 tarım bizim için öncelikli sektör olacak. Banka olarak 2011’de gerçekleştirdiğimiz en önemli çalışmalardan biri tarım bankacılığına özel bir organizasyon kurmak oldu. Genel müdürlüğümüzde ve bölgelerimizde uzmanlık alanı tarım segmenti olan birimler kurduk. Özellikle bölgelerimizdeki tarım personellerimiz hem şubelerimizin bu segmentteki bilgi ve hizmet kalitesini artıracak, hem de müşterilerimize tarımsal finansman konusunda danışmanlık verecek. Tarım bankacılığı personellerimizin tamamının tarım bankacılığı konusunda deneyim sahibi ve yine tamamına yakını ziraat mühendisliği mezunu olduğunu söylemeliyiz. Gerek son yıllarda yaşanan kapasite ve üretim artışı, gerekse Yapı Kredi olarak tarım bankacılığındaki bilgi seviyemizin ve tecrübemizin artması nedeniyle tarım sektörü 2012 yılında öncelikli alanlarımızdan biri olacak.” dedi.

 

Tarım ve Gıda KOBl’lerine 40

Milyon Avro

Denizbank, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yaptığı anlaşmayla tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lere 40 milyon avro tutarında kaynak sağlayacak. Konuya  ilişkin yapılan açıklamada, kredinin, Türkiye Tarım İşletmeciliği KOBİ Finansmanı (TurAFF) Programı kapsamında imzalandığı, sağlanan kaynağın kalkınmada öncelikli bölgelerde kullandırılacağı bildirildi.
Türkiye ekonomisine aktarılmak üzere uluslararası yatırım ve kalkınma bankalarından 2,5 milyar liranın üzerinde kaynak sağlayan Denizbank Finansal Hizmetler Grubunun, yeni finansman olanağı ile tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren KOBİlerin yatırım kredisi ve işletme sermayesi ihtiyaçlarını finanse edeceği, 40 milyon avroluk yeni kaynağın Türkiye’nin kalkınmada öncelikli bölgelerine yönlendirilerek finansmana erişim konusunda sıkıntı çeken bölgelerdeki reel ekonominin desteklenmesine yardımcı olacağı vurgulandı.Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, sağlanan krediyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülkemiz için tarım sektörünün stratejik önemine yürekten inanan ve bu alana yaptığı yatırımlarla liderlik bayrağını büyük bir onurla taşıyan Bankamızın, tarım sektörüne verdiği toplam kredi tutarı 2 milyar liraya ulaşmıştır, özel bankalar arasında tarım sektörüne en yüksek tutarda kredi kullandıran bankayız. Önümüzdeki yıllarda da yerimizi koruyarak sektörün finansal ihtiyaçlarım karşılamaya devam edeceğiz.Bu yeni kaynak ile de Türkiye’de tarımsal sanayi alanında faaliyet gösteren KOB ilere uzun vadeli yatırım imkanı sağlayarak gelişimlerine destek olmaktan mutluluk duyuyoruz.” EBRD’nin Batı Balkanlar, Doğu Avrupa ve Türkiye’den sorumlu Finansal Kurumlar Direktörü Francis Malige ise bu proje ile EBRD’nin Türkiye reel ekonomisinin, özellikle de Türkiye’nin doğusundaki bölgelerinin gelişmesini desteklemedeki amacını pekiştirtiğini, yeni finansman çerçevesi ile EBRD’nin bankaların öncelikli sektöre odaklanmalarına ve fonlama alternatiflerini çeşitlendirerek vadelerinin uzamasına yardımcı olduğunu belirtti.

 

Arap Dünyası’ndan Türk Otomativ

Endüstrisi’ne  Gelen Stratejik

Ortaklık Talebi….

 Türk otomativ endüstrisi ile işbirliğine  girmek isteyen Arap dünyası, özellikle lastik ve madeni yağlar gibi ürün gruplarında stratejik ortaklık talebinde bulundu.
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın organizasyonuyla düzenlenen “Türk-Arap Sanayi ve İşbirliği Konferansı’nda otomativ endüstrisi masaya yatırıldı.
Konferansta otomativ endüstrisi başlığı altında gerçekleşen oturumda Uludağ Otomativ Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomativ Sanayi Derneği (OSD), Arap Sanayi ve Madencilik Örgütü, elçilik yetkilileri ve birçok firma temsilcisi bir araya gelerek karşılıklı fikir alış verişinde bulunarak işbirliği imkânlarını tartıştı.OSD Genel Sekreteri Prof.Dr. Ercan Tezer ve Arap Sanayi ve Madencilik Örgütü Direktörü Dr. Mohamed Elhavvari’nin eş başkanlığında yürütülen oturumda Tezer, Türk otomativ endüstrisinin tarihsel gelişimi, bu gün ulaştığı seviye ve önümüzdeki dönemde hedeflediği küresel konumu ile ilgili bilgi verdi. Gelecekte endüstri olarak Türkiye’yi mükemmeliyet, Ar-Ge ve tasarım merkezi haline getirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak Arap temsilcilerle ortak sanayi stratejileri geliştirmeyi önerdi.
Arap Sanayi ve Madencilik Örgütü Direktörü Dr. Mohamed Elhawari de bölgenin tüm ithalat payı içerisinde otomativin payının yüzde 25 seviyesinde bulunduğunu hatırlatarak işbirliğinin önemi üzerinde durdu.

IFM’den Türkiye’ye Yatırım Çağrısı

 Baden-Württemberg eyaleti Küçük ve Orta Ölçekli İşletme danışmanlık merkezi IFM’in yaptığı bilgilendirme toplantısında AB ülkelerinin kendi arasındakijicaret hacminin yüzde 70′e dayandığını, buna karsın ABÇin arasındaki ticari hacmin sadece yüzde 4-5 civarında olduğunu vurgulandı Türkiye’nin Avrupa’nın yanı basında yer aldığı ve yatırım için cok avantajlı imkanlar sunduğu belirtildi.TİMUR ATA STUTTGART Institute für Mittelstand denetmeni avukat Süheylâ İnce-Demir Türkiye’nin hem yabancı sermaye bazında hem de teknoloji transferi konusunda Almanya’ya ne kadar ihtiyacı varsa, Almanya’nın da o denli yeni ve hala “doymamış” piyasaya sahip Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.Danışmanlık şirketi IFM’nin (Institute für Mittelstand) inisiyatifiyle Stuttgart Haus der VVirtschaft’da düzenlenen toplantıda Avrupa’da 2020 için düşünülen „yeni birliktelik politikası” kapsamında şirketlerin gelecekteki durumlan ele alındı. 2020 Avrupa’sında ‘yeni birliktelik politikasının’ açıklandığı oturumda bu tarihe kadar ayrılan yaklaşık 325 milyar avro bütçenin hangi alanlarda ve şartlarda kullanılabileceği ayrıntılı olarak izah edildi. Avrupa Komisyonu yerel politikalar direktörü Dr. VVolfgang Steinberger konuşmasında, Avrupa Birliği’nin yüksek hacimli yardım fonunun kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, AB ülkelerinin kendi arasındaki ticaret hacminin yüzde 70′e dayandığını, buna karşın ABÇin arasındaki ticari hacmin sadece yüzde 4-5 civarında olduğunu vurguladı.AB’nin ticari ilişkilerinde ve gelecekte Avrupa’nın kendi yerini belirleme noktasında çok çetin rekabet koşullarının yaşandığını ve yaşanacağını belirten Steinberger, ancak çok yenilikçi ve ARGE potansiyeli yüksek ülkelerin ayakta kalabileceğini bu nedenle üniversitelerle bilgi paylaşım ağının daha da güçlenmesi için çaba harcadıklarını vurguladı. Almanya’nın üretim, istihdam ve ihracat motoru sayılan ve en fazla KOBİ’nin bulunduğu Baden-VVürttemberg eyaletinin IFM nezdinde Türkiye ile dış ticaret sorumlusu olan ve aynı zamanda IFM’de denetmen olan avukat Süheylâ İnce-Demir yaptığı sunumda Türkiye yatırımın avantajlanndan söz etti. Avukat İnce-Demir gelişmekte ve son derece yüksek büyü me potansiyeline sahip olan Türkiye’nin Alman yatırımcılar için çok müsait bir ülke olduğunu dile getirerek, ‘Türkiye gerek hukuki açıdan gerekse de jeostratejik konumu itibariyle çok yönlü avantajları barındırmaktadır. Türkiye’deki Alman firmalan her geçen gün artmaktadır. İki ülke yıllardır sıkı ekonomik ilişkiler içindeler ve bu ilişkilerin daha da artacağını bekliyoruz’ dedi.Türkiye’nin hem yabancı sermaye bazında hem de teknoloji transferi konusunda dışanya ve bilhassa dış ticari hacminin en yüksek olduğu Almanya’ ya ne kadar ihtiyacı varsa, Almanya’nın da o denli yeni ve hala “doymamış” piyasaya sahip Türkiye’ye ihtiyacı olduğuna da değinen Avukat İnce-Demir, iki ülkenin ticaret kanunlanndaki benzerliği buradaki şirketler için de ayrıca bir kolaylık olarak nitelendirdi. Ayrıca Türk-Alman ekonomik ilişkilerinde otomativ, makine sanayi ve turizmin gelişen bir seyri olduğuna değinen İnce-Demir, geleceğin en önemli branşı sayılan enerji dalında daha çok şeyin yapılması gerektiğine işaret ederek, bu alanda ciddi yatınım teşviklerinin olduğunu söyledi. İç talebiyle bu kadar büyüyebilen Türkiye’nin, Alman KOBİ’leri için çok cazip bir yatınım ülkesi olduğuna değinen İnce-Demir, ‘Türkiye’nin kalifiye genç nüfus potansiyeli var.Devlet dış ticaret yatırımcılarını teşvik ederek yardım fonlanyla desteklemekte.
Gümrük Birliği üyeliği ve AB ile iyi ilişkilerin getirmiş olduğu bir kolaylıkta söz konusu. Ayrıca Türkiye’nin jeostratejik konumu gereği ülkenin bir köprü niteliğinde hem Ortadoğu ve de Kafkaslara yakınlığı artı bir değerdir’ dedi.
Avukat İnce-Demir, tüm girişimcilere danışmanlığın yanı sıra proje geliştirme, şirket kurma, hatta ülkelerdeki yetkililerle irtibat kurma noktasında bir köprü vazifesi yapabileceklerini dile getirdi.

2012 28 Şubat- 3 Mart Tarihleri

Arasında METAV Kapılarını 17.

Kez Açacak

 Üretim sürecinin tüm aşamalarını kapsayan modern üretim tekniklerini konu alan etkinliğin ağırlıklı konularını; kesme ve şekillendirme işlemlerinde kullanılan takım makinaları, üretim sistemleri, hassas aletler, otomotik malzeme akışı, bilgisayar teknolojileri, endüstriyel elektronik ve aksesuarlar oluşturuyor.
Schâfer: Üretim teknolojileri sergileniyor Fuarın tanıtımı için İstanbul’da düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan Alman Takım Makinaları Üreticileri Birliği (VDW) Genel Sekreteri Dr. Wilfried Schâfer, METAV’ın, üretim teknolojileri ve otomasyon konularını ele alan uluslararası bir fuar olduğunu söyledi. Etkinliğin iki yılda bir Düsseldorf kentinde düzenlendiğini hatırlatan Schâfer, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “METAV; münferit makinalardan komple üretim sistemlerine kadar üretim sürecinin tüm aşamalarını kapsayan modern üretim tekniklerini konu alıyor. Fuarın ağırlıklı konularını; kesme ve şekillendirme işlemlerinde kullanılan takım makinaları, üretim sistemleri, hassas aletler, otomatik malzeme akışı, bilgisayar teknolojileri, endüstriyel elektronik ve aksesuarlar oluşturuyor.
METAV Fuarı, merkezi Frankfurt am Main kentinde bulunan Alman Takım Makinaları Üreticileri Birliği (VDW) tarafından organize ediliyor.” Geçen 30 yıl içinde METAV’ın, Avrupa’da düzenlenmekte olan metal işleme fuarları arasında çok farklı bir konuma ulaştığını öne süren Schâfer, “Gerek uluslararası katılımcılar, gerekse ihtisas ziyaretçileri, METAV Fuarı’nda temsil edilebilmek için ciddi nedenlere sahipler. Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan METAV 2012, gelecek yıl metal üretimi alanında Almanya’da gerçekleşecek ilk uluslararası fuar olacak. Takım makinaları sanayii için Almanya, üçte birlik payı ve 5,4 milyar Euro’luk tahmini hacmiyle Avrupa’nın en büyük pazarını oluşturuyor. Üretim teknolojileri alanında uluslararası düzeyde faaliyet gösteren tüm firmalar için bu pazarda başarılı bir şekilde temsil edilebilmek vazgeçilmez nitelik taşıyor” diye konuştu.
“Üreticiler için çok önemli bir fuar” Etkinliğin, takım makinaları satın alan farklı üreticilerin yatırım eğilimleri açısından önemli bir ölçüt niteliği taşıdığını öne süren Schâfer, şöyle devam etti: “Finans piyasalarındaki dalgalanmaların sürdüğü ve Avrupa ile ABD’deki borç krizinin henüz üstesinden gelinemediği bu dönemde, üreticilerin yıllık sipariş kotalarını mümkün olduğu kadar erken bir tarihte doldurabilmek için tüm olanakları değerlendirmeleri büyük önem taşıyor. Takım makinaları kullanan üreticiler, yatırım bütçelerini somut siparişlere dönüştürmeden önce METAV Fuarı’nı ziyaret ederek, teknolojik bir fikirden nihâi parçaya kadar olan tüm aşamaları kapsayan üretim sistemlerine ilişkin yenilikler hakkında bilgi ediniyorlar. Nitekim, VDW katılımcı anketinin sonuçlarına göre; bir önceki fuarda 28 ülkeden gelen toplam 700 katılımcının üçte ikisi, fuarda elde ettikleri ticari başarı için ‘iyi’ ve ‘çok iyi’ arasında değişen değerlendirmelerde bulundular. Yine VDW tarafından düzenlenen ankete göre; 2010 yılındaki fuarda 26 ülkeden gelen 45 bin ihtisas ziyaretçisinin dikkati tamamen metal işleme, üretim ve otomasyon konuları üzerinde yoğunlaştı. Fuara katılan firmaların sundukları ürün ve hizmetler olumlu yankı uyandırdı. Fuar ziyaretçileri, fuarın ürün yelpazesini ve piyasanın lider firmalarının fuardaki mevcudiyetini ‘iyi’ ve ‘çok iyi’ arasında değişen notlarla değerlendirdiler.” “Ziyaretçilerin büyük kısmı sanayiden” METAV ziyaretçilerinin yarısından fazlasının sanayi sektörlerinden geldiğini kaydeden VVİlfried Schâfer, “Bu sektörler arasında; makina ve tesis üretimi, otomativ ve otomativ yan sanayii, başta demir, çelik, hafif metaller ve sac olmak üzere tüm metal işleme sektörleri, elektroteknik ve elektronik, havacılık ve uzay sanayii, demiryolu taşıtları üretimi, tıp teknolojileri, hassas mekanik ve optik gibi sanayi branşları yer alıyor. Fuar, özellikle takım makinalarının en büyük iki müşteri grubunu oluşturan makina üretimi, otomativ ve yan sanayii sektörlerine ulaşıyor.

Türkiye Bölgenin Yükselen Turizm Yıldızı Oldu

 Orta Asya ve Türkiye Otel Yatırım Konferansı organizatörlerinden, Bench Events’in Yönetim Kurulu Başkanı Jonathan Worsley, İstanbul’un oda başına gelir ve günlük kur anlamında hızlı bir büyüme döneminde olmanın keyfini sürdürdüğünü belirtiyor. Yapılan araştırmalar, Eylül 2011′e kadar olan dönem için günlük kurda yüzde 34, oda başına gelirde ise yüzde 29′luk bir büyüme oranı ortaya koyuyor.Buna ek olarak, global olarak bakıldığında, son yapılan araştırmaya göre en çok Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve sonrasında ABD ve Avrupa’dan turist alan İstanbul, New York ve Amsterdam’ı geçerek ziyaretçi sayısında en hızlı büyüyen üçüncü turizm bölgesi oldu.Sektör hesaplamalarının Türkiye’nin bölgenin yükselen yıldızı olduğuna işaret ettiğinin altını çizen Cathic’in organizatörlerinden Worsley, Türkiye’nin “En İyi Destinasyonlar 2012” rehberlerinin çoğunda zirveye oturacağını da sözlerine ekliyor.

Avrasya Tarım Fuarı 2011′ açıldı

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, ”Bundan sonra Türkiye’nin ihtiyaç duyulan bölgelerinde hayvancılıkla, seracılıkla ve diğer tarımsal faaliyetlerle ilgili organize tarım, hayvancılık ve sera bölgeleri kuracağız” dedi.Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş (TÜYAP) tarafından Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) işbirliğinde Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ile sektörel kuruluşların desteğiyle düzenlenen ”Avrasya Tarım 2011 6. Uluslararası Tarım ve Tarımsal Mekanizasyon Fuarı”nın açılışı, Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.Fuarın açılışında konuşan Eker, TÜYAP’ın düzenlediği fuarın aslında tarım, tarımın bileşenleri ve destekleyici unsurları olan makine gibi alanları kapsadığını belirtti.Fuara Afrika, Asya ve Avrupa ülkelerinden temsilcilerin katıldığını dile getiren Eker, fuarların en son geliştirilen teknolojileri ve üretilen bilgiyi üreticiyle buluşturması dolayısıyla önemli olduğunu ifade etti.Göreve geldikleri günden bu yana tarımı stratejik bir sektör olarak ele aldıklarını kaydeden Eker, ”Türkiye’nin ilk stratejik tarım belgesini hazırladık. Cumhuriyeti 1923′te kurduk. Cumhuriyetin kuruluşunun 83. yılında Türkiye’nin ilk Tarım Kanunu oldu. Bu önemli. Tarım Kanunu bize niye gerekli? Çünkü Tarım Kanunu, tarımın tarifini yapar” dedi.Tarımda da Türkiye’nin 2023 vizyonunu ortaya koyduklarını söyleyen Eker, ”Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında tarım sektörünün hasılasını 150 milyar dolar olarak görüyoruz. Bu uçuk bir rakam değil. 8 yıl içinde Türk tarımı sektörünün hasılasını 23 milyar dolardan 62 milyar dolara çıkardık. Alan aynı alan, üretilen buğdayın, etin, sütün karşılığı 23 milyar dolardı. Bugün aynı alanda 62 milyar dolar kazanır hale geldik” diye konuştu.-Organize tarım bölgeleri- Bakanlık olarak 2007′den bu yana birçok kalemde tarımda ve hayvancılıkta kullanılan makinelere yüzde 50 hibe verdiklerini belirten Eker, Türk çiftçisine 122 bin 179 tane makine ve ekipmanına destek verdiklerini bildirdi.Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi gerektiğini, hammadde üretmekle zengin olunamayacağına vurgu yapan Eker, bu amaçla Türkiye’nin tarım sektörüne 3 bin 152 tane tesis kazandırdıklarını, bu tesislerde 32 bin kişinin istihdam edildiğini ve tesislere 600 milyon lira destek verdiklerini söyledi.Eker, 2012 yılı için de bazı hedeflerinin olduğunu, hükümetin eylem planı kapsamında tarım arazilerinin bölünmesini engelleyecek kanunun düzenlenmesinin yapılması, arazi toplulaştırılmasının hızlandırılması gerektiğini belirtti.Hayvansal ürünlerin Piyasa Düzenleme Kurulu üzerinde çalıştıklarını dile getiren Mehmet Mehdi Eker, şunları kaydetti:”Süt ile ilgili kurul oluşturuyoruz. Süt fiyatları düştüğü veya yükseldiği zaman müdahale edecek, üretici ve tüketici lehine dengeleyecek bir kurul. Organize tarım bölgeleri kuruyoruz. Daha önceden Sanayi Bakanlığı bünyesinde bulunan organize sanayi bölgeleri vardı. Şimdi biz bunu bakanlığımıza devraldık. Artık bundan sonra Türkiye’nin ihtiyaç duyulan bölgelerinde hayvancılıkla, seracılıkla ve diğer tarımsal faaliyetlerle ilgili organize tarım, hayvancılık ve sera bölgeleri kuracağız. Bu anlamda başlangıç olarak planladığımız 20 civarında bölge var. Çünkü bu kentleşmenin getirdiği bir gereklilik. Türkiye’de çiftçinin daha iyi şartlarda yaşaması, onların dünyayla rekabet edecek hale gelmesi bizim açımızdan önemli.”Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da Türkiye’de tarımın gelişmesiyle mekanizasyon kullanımının arttığını, bu noktada verilen desteklerin de önemli olduğunu belirtti.”Tarım sektörünün çok iyi yerdeyiz, bunun ötesine gerekmez” demek durumunda bulunulmadığını dile getiren Bayraktar, bakanlığın öncülüğünde kamu kurumları ve meslek kuruluşlarıyla amaçlara emin adımlarla ulaşılması gerektiğini anlattı.Konuşmaların ardından Eker ve beraberindekiler, stantları gezerek yetkililerden bilgi aldı.-Fuar hakkında- Fuar ile eş zamanlı olarak ”Avrasya Hayvancılık 2011 2. Hayvancılık, Ekipmanlar ve Süt Endüstrisi Fuarı”, ”Traktör Yan Sanayi 2011 2. Traktör ve Tarım Makineleri, Yan Sanayi ve Yedek Parçaları Fuarı” ve ”Avrasya Tohum Fuarı” da açıldı.Fuara, yurt içinden 40′ın üzerinde farklı kentten, yurt dışından Almanya, Bulgaristan, KKTC, Mısır, Azerbaycan, Fas ve Cezayir gibi ülkelerden de katılımcılar iştirak etti.

Sökeli Çiftçilere  Finansman

Desteği

Finansbank, Sökeli pamuk üreticileri için geliştirdiği “Müstahsil Makbuzu Karşılığı Kredi” ile uygun vade, faiz ve teminatlarla yöre çiftçilerinin finansman ihtiyacını karşılayacak. Tarım sektöründeki ihtiyaçlara yönelik yeni finansman projesi geliştiren Finansbank, “Müstahsil Makbuzu Karşılığı Kredi” ile Sökeli çiftçilere tam  destek veriyor. Sökeli pamuk üreticileri bu ürün ile ihtiyaçlarına göre uygun vade, faiz ve teminatlarla kredi kullanabilecek. Edinilen bilgiye göre; Müstahsil makbuzu karşılığı kredide Sökeli çiftçiler, tüccarlara teslim ettikleri pamuk bedellerinin temliği karşılığı cazip koşullarla nakit kredi alabilecek. Üst sının 50 bin  TL olan kredi için imzalanan temlik sözleşmesi dışı’nda başka hiçbir maddi teminat talep edilmeyecek. Gelirlerin büyük kısmının tarımsal üretimden sağlandığı Söke’de pamuk üreticilerine özel bir paket sunmaktan mutluluk duyduklarını belirten Finansbank Söke Şube Müdürü Zerafet Ören “Finansbank olarak ihtiyaca özel sunduğumuz finansman desteklerine bir yenisini daha ekledik. Müstahsil makbuzu karşılığı kredi ile üreticilerimiz uzun ve karmaşık prosedürlere takılmadan çok daha rahat hizmet alabilecek” dedi.

 

  

 

   

Sera Atıklarından Enerji

Üretilecek

 

 Türkiye’nin seracılık üretiminde önde gelen bölgelerinden Antalya’nın Kumluca üçesinde, yıllık 160 bin ton sera atığını bertaraf ederken enerji üretecek tesisin kurulması için protokol imzalandı.
Kumluca’da iki yıl içinde faaliyete geçmesi plânlanan tesiste yıllık 40 milyon küovat/saat elektrik üretilmesi hedefleniyor.
Antalya Valiliği, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) ve Kumluca Belediyesi arasmda, sera atıklarını bertaraf edecek tesis kurulmasını içeren “Kumluca Sera Atıklarından Biyogaz ve Elektrik Üretimi Yatırım Projesi” protokolünün imzalanması dolayısıyla tören düzenlendi. Antalya Valiliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende konuşan Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, şehrin tarım açısmdan Türkiye’nin göz bebeği olduğunu ifade etti. Dünyada ve Türkiye’de ciddi gıda ihtiyacı olduğunu .ve tarımsal üretimin tüm yıla yayılarak gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Vali Altıparmak, “Bu üretim üe birlikte tarımsal atık miktarın1 da da ciddi artışlar gözlemlenmektedir. Bitkisel atıklar çok zararsız görünse de zaman içinde belirli bir oranda artış olunca çevre kirliliği oluşturmakta” dedi. Türkiye’nin seracılık üretiminin üçte birine Antalya’nın sahip olduğunu hatırlatan Altıparmak, şöyle konuştu: “Kumluca, Finike ve Demre bölgesine baktığınız zaman 100 bin dekarlık sera alam içinde 500 milyon liralık tarımsal üretim ile seracılığımız ilk sıralarda yer almaktadır. Seracılıkta bu kadar başarı elde etmiş bu üçelerimiz ve Antalyamız, çevreyi kirleten atıldarın bertaraf! konusunda aynı başarıyı, istenilen düzeyde yakalamış değü. Bir başarısızlık söz konusu. Bu atıklardan nasıl bir geür elde ederiz diye düşünüyorduk ama elimizde bir bilgi yoktu.” Bu ihtiyacın ortaya çıkmasının ardından sera atıklarını bertaraf eden tesisler kuran firmalarla görüşmeler yapıldığını anlatan Vali Altıparmak, bu konuda sonuca ulaşüdığını belirtti. Altıparmak, “Kangren haline gelmiş sera atıklarını, çevre mevzuatına da uygun olarak enerjiye dönüştürecek bir projenin son imzalarını atacağız. Bu yatırım hem ilimizdeki hem de ülkemizdeki diğer sera bölgeleri için örnek teşkü etmesi bakımından oldukça önemlidir” dedi.
  

 

Tarım Federasyonu’nun

Düzenleyeceği Uluslararası

Kongre, 15-19 Şubat’ta Antalya’da..

 

 

 
ANKARA, A.A Tarım Federasyonu tarafından 15-19 Şubat tarihlerinde Antalya’da “Uluslararası Tarım ve Gıda Kongresi” düzenlenecek.
Tarım Federasyonu Genel Başkanı Hakan Yüksel, kongreye ilişkin ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ODTÜ öğretim üyelerinin de destekleriyle gerçekleştirilecek kongre ile birlikte Türk tarımının uluslararası platformda etkin bir şekilde yer alacağını belirtti.
Söz konusu organizasyonun bugüne kadar dünya kapsamında gerçekleştirilecek en kapsamlı Tarım ve Gıda Kongresi olacağını bildiren Yüksel, 15-19 Şubat tarihlerinde Antalya Belek Mantım Pine Beach Resort Otel’de gerçekleştirilecek kongreye yaklaşık 80 ülkeden temsilcilerin katılacağını kaydetti.
Kongrenin tarladan sofraya kadar tarım ve gıda alanındaki tüm paydaşların biraraya gelmesini sağlayacağını ifade eden Yüksel, organizasyona, FAO, ODTÜ, Türkiye Sulama Kooperatifleri Merkez Birliği, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TÎM), Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP ) ve Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) ile birçok sivil toplum örgütünün destek verdiğini anlattı. Kongrede gerçekleştirilecek, panel, sempozyum, çalıştay ve ikili görüşmelerle katılımcıların birçok yerel ve uluslararası fırsatlar yakalayabileceğine dikkati çeken Yüksel, hedeflerinin geniş vadede Türk tarımındaki sorun ve engellerin minimuma indirilmesi olduğunu ifade etti.
Yüksel, şunları söyledi: “Tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren şirket yöneticileri, akademisyen, bürokrat, perakendeci, imalatçı, iş adamı, tüketici önderleri, zincir restoran ve otel sahipleri, üretici birlikleri ve tarımsal kooperatif üyelerinin de içerisinde yer aldığı sektörün tüm paydaşlarını biraraya getirecek olan kongrede aynı zamanda, geçtiğimiz 200 yılda Anadolu’nun tarım ve gıda üretim teknolojilerinde dünyaya yaptığı katkıları ile gelecekte yapabileceği katkılar değerlendirilecek.” Bu arada kongrede, TtM’in ulusal ve uluslararası iş adamlarını biraraya getirmek amacıyla bir İş Forumu düzenleyeceğini de belirten Yüksel, kongreye, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın katılımının beklendiğini ifade etti. Yüksel’in verdiği bilgiye göre, 5 gün sürecek olan kongrede ele alınacak konular şöyle: “Toprak, su, alternatif tarım teknolojileri ve enerji konularında son gelişmeler, iklim değişikliğinde güncel konular, tohum, fide, fidan üretiminde yeni teknikler, hayvansal üretimde ve su ürünlerinde yeni teknolojiler, gıda, açlık, obezitede, beslenme ve sağlık ilişkilerinde, yerel, ulusal ve uluslararası stratejik gelişmeler, tarım ve gıda sektöründe bilişim teknolojileri, gıda güvenliği ve izlenebilirlik teknolojileri,gıda, içecek, biyoteknoloji, niitrasötik teknolojilerde yeni laboratuvar ve otomasyon uygulamaları, yeni ürün ve yeni proseslerin tanıtılması; tarım ve gıdada nanoteknoloji uygulamaları, gıda ve ambalaj sektöründe yeni stratejiler, tarım ve gıda ürünlerinde fiyat, ithalat, ihracat, ürün borsaları, lisanslı depoculuk, küme analizleri, istihdam ve kırsal yaşam kalitesi, gıda ve tarım sektöründe finans, sübvansiyonlar ve krediler, perakende sektörü, gıda ve tarımsal üretim ilişkileri.” Bu arada, kongre kapsamında 16 Şubat’ta yaklaşık 80 ülkeden katılan temsilcilerle, Aspendos’ta ortak bir deklarasyon açıklayacaklarına işaret eden Yüksel, bu şekilde Aspendos’un tanıtımına da katkı sağlayacaklarını ifade etti.
ODTÜ Gıda Mühendisliği Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof.
Dr. Fatih Yıldız da kongre için sözlü sunum ve poster başvurularının devam ettiğini, şu ana kadar toplam başvuru sayısının 160′a ulaştığını kaydetti.
 

Tarım sektörü büyüme istikrarını

sürdürüyor

Tarım sektörü 2011 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 4.5 oranında büyüdü.ANKAAnkara- Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tarım sektörünün bugün açıklanan büyüme rakamları ile 2011 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 4.5 oranında büyüdüğü belirtildi. Sektör 2011 yılı 9 aylık dönemde yüzde 5.3 oranında büyüyerek son 8 yılın 7′sinde büyüme gerçekleştirdi.12 Aralık 2011 

İTÜ: Yerli Uçak, Otomobil

Zor Değil, AR-GE Desteği

Vermeye Hazırız

 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün yerli otomobil konusundaki açıklamalarının ardından Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın ilk yerli uçağın üretimiyle ilgili sözleri akademik camiada heyecanla karşılandı. Güneş enerjili otomobil ve insansız hava aracı çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çeken İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’nin rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, yerli uçak projesinde yer almak istediklerini söyledi. Şahin, ‘Kuşkular ve kaygılar var, ama bunu yapmak güç değil. Bana göre yerli otomobil için Türkiye’de yeterince iç pazar var, ama çevre ülkelere, ABD’ye ve Avrupa’ya da gitmemiz gerekiyor. Biz, Ar-Ge desteği vermeye hazırız.’ dedi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Eskişehir’e yaptığı ziyaret esnasında yerli uçak üretimi konusunda açıklamalarda bulunmuştu. Yılmaz, Ankara veya Eskişehir’de bir Türk uçağı yapmanın mümkün olduğunu ifade etmişti. Yılmaz’ın açıklamaları bu konuda çalışmalar yapan İTÜ’yü bir hayli mutlu etti. Daha önce güneş enerjisi ile çalışan ‘Araba’ ve ‘elektrikli minibüs’ ile dikkat çeken üniversitenin insanlı ve insansız uçan helikopter çalışmaları bulunuyor. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, yerli uçak konusundaki görüşlerini Cihan ile paylaştı. Şahin, “Biz, bu konuda kendimize güveniyoruz. Burada devletin ve sanayinin iradesi de önemli. Bakın, hava ve uzay araçlarında en güç şey helikopter yapmak, insansız helikopter yapmak. Biz, bütün bunları yaptık. Gelinen aşamada yapılacaklar ortada, eğitim kurumlarının Ar-Ge olarak sunacağı katkı ortada.” ifadelerini kullandı.
Yine üniversite olarak  LPG-Dizel Motor ürettiklerine işaret eden Prof. Dr. Muhammed Şahin, “Elektrikli minibüsün ardından Otomotiv Teknolojileri Ar-Ge Merkezi (OTAM) projemiz geliyor. Bu, Türkiye’nin hedeflediği yerli otomobil hedefleri için önemli bir iletidir. Proje için başvuruda bulunduk, savunmamızı verdik.’ dedi. Yerli otomobil konusunda 10 yıldır faaliyette bulundukların vurgulayan Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İTÜ burada; otomobili üretme değil, otomobilin prototipi anlamında tasarımına, Ar-Ge faaliyetlerine katkıda bulunabilir. Yerli otomobil için tasarımlarımız çok, malum bu minvalde 10 senedir faaliyet yürütüyoruz. Türkiye için yerli otomobil ayrı tasarım da olabilir. O noktaya gelindiği zaman devletin sanayicilerin önünü açmak adına adım atması gerekiyor. Kuşkular ve kaygılar var, ama bunu yapmak güç değil. Bana göre yerli otomobil için Türkiye’de yeterince iç pazar var, ama çevre ülkelere, ABD’ye ve Avrupa’ya de gitmemiz gerekiyor.”

 

Otomativ Üretimi Kasım’da

Yüzde 8 Arttı


Otomativ sanayi üretimin Kasım ayında yüzde 8 artışla 96,520 adete ulaşmasının ardından yılın rekor üretimle tamamlanmasını bekleyen Otomotiv Sanayi Derneği (OSD), azalan iç talep ve Avrıipa’daki krizden dolayı ihracattaki düşüş nedeniyle 2012 yılının sanayi açısından zor geçeceğini tahmin ediyor. OSD’nin açıkladığı verilere göre, otomotiv sanayi üretimi Kasım’da yüzde 8 artışla 96,520 adet olurken, üretim Ocak-Kasım’da yüzde 10 artışla 1.08 milyon adete ulaştı.
sı durumunda 2011 yılında rekor üretime ulaşılmasını bekleyen OSD açıklamasında,”Son aylarda iç pazara yönelik alınan önlemlerin etkisini göstermesi ile azalan iç talep ve Avrupa’da yaşanan krizin belirsizliğini koruması ile azalan ihracat sonucu, 2012 yılının sanayimiz için zor bir yıl olacağını tahmin etmekteyiz” denildi. Üretim miktarı 2010 yılında 1.09 milyon olarak gerçekleşmişti. Aralık ayında sektörde 10,782 adetin üzerindeki üretim rakamı, tüm zamanların rekorunun kırılmasını sağlayacak. OSD verilerine göre, otomotiv sanayi ihracatı Kasım ayında ise yüzde 13 azalarak 46,274 adet olarak gerçekleşti, ihracat 11 aylık dönemde ise yüzde 4 artışla 708,073 adete ulaştı. Pazar Kasım ayında yüzde 14 düşüşle 66,714 adet olurken açıklamada,”Bu durum, kredi hacmini daraltmaya yönelik olarak TCMB’nin ekonomiyi soğutmak amacı ile kredileri daraltma üzere almış olduğu kararlar yanında,Türk lirasındaki değer kaybının özellikle otomobil satışlanndaki artış hızını olumsuz olarak etkilemeye devam ettiğini göstermektedir denildi
 

“Çiftçi Ekonomisi Açık Verdi”


Yelkin, çiftçi ekonomisinin açık vermesinin en önemli nedenini girdilerin fiyatları ile üretilen Ürünlerin üretim fiyatları arasındaki makasın çiftçi aleyhine her geçen gün biraz daha açılması olduğunu söyledi.
Türkiye Ziraatçılar Demeği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, Demek – Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında 2011 yılını değerlendirdi.
Yetkin, Türkiye ekonomisinin genelinde ve tarım sektöründe, mevcut büyüme rakamlarının yüksek oranlı borçlanmaya dayalı olduğunu vurgulayarak, tarım işletmelerinde borçlanma sürecinin hızlı-bir biçimde arttığını dile gelirdi. 2011 yılı içinde Torba Yasa kapsamında çiftçinin Ziraat Bankası’na olan borçları yeniden yapılandırılmış olmasına karşın bu uygulamaların sorunu ertelediğini, ancak çözemediğini belirten Yetkin, “Bunun önde gelen nedeni çiftçinin kullandığı girdilerin fiyatları ile ürettiği ürünlerin üretim fiyatları arasındaki makasın çiftçi aleyhine her geçen gün biraz daha açılmasıdır” dedi. Yetkin, gerek Türkiye ekonomisinin geneli gerekse tarım sektörü açısından bakıldığında, mevcut büyüme rakamlarının yüksek oranlı borçlanmaya dayalı olduğuna dikkat çekti.
Yatırımcı kesimini dc iflasa sürükleme riski var Geçen yıl hayvancılığa getirilen bazı teşvikler sonucu güçlü sermaye kesimlerinden de bu alana yatırım yapanların sayısının artmaya başladığını anımsatan Yetkin, ancak ithalata ağırlık vdme eğilimi yeniden güçlenirken, ortaya çıkan durumun küçük ve orta üretici ile birlikte yalnız Et Balık Kurumu’nu değil, bu yatırımcı kesimini de iflasa sürükleme riski taşıdığını dile getirdi.
Yenigün 12.12.2011
 
 

Uzel, Traktörde 2012′ye İddialı

Giriyor

 

Çiftçi kredilerinde geri dönüş

oranı yüzde 98,8’e ulaştı

01.12.2011 09:26:07Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılında Ziraat  Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredi miktarı 529 milyon TL iken, bu rakam 2010 yılında 16 milyar TL, 2011 Ekim ayı sonu itibariyle ise 21,6 milyar …Haber Kaynağı : http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1208698&title=ciftci-kredilerinde-geri-donus-orani-yuzde-988e-ulasti    

Tarım Kredi  Kooperatifleri, kredi

limitlerini yükseltti

 Ankara- Tarım Kredi Kooperatifleri, nakit kredi limitleri ile ipotek ve kefalette yeni düzenlemelere gitti. Tarım Kredi Kooperatiflerince; 20.000 TL’ye kadar kredi tespit edilen ortaklara kullandırılan tarımsal nakit kredi limiti 5.000 TL’den 7.000 TL’ye; ayrıca iki ortağın kefaletiyle kredi kullandırma limiti de 10.000 TL’den 15.000 TL’ye yükseltildi. Ortakların tarımsal nakdi kredi ihtiyaçlarının yeterince karşılanması amacıyla 20.000 TL’ye kadar kredi belirlenen ortaklara kullandırılan nakit kredi limiti 5.000 TL’den 7.000 TL’ye çıkarıldı.
20.000 TL’nin üzerinde kredi tespit edilen ortaklara ise ek olarak, kredinin 20.000 TL’yi aşan kısmının azami yüzde 25′i oranında nakdi kredi kullandırılıyor. Öte yandan 10.000 TL’ye kadar kredi kullandırılan ortaklara 2 ortak kefaleti ile, 10.001 TL ile 20.000 TL arasında kredi kullanacak ortaklara ise kooperatif yönetim kurulunca uygun görülmesi halinde asgari 4 kefil olmak kaydıyla gayrimenkul ipoteği, taşıt aracı/traktör rehni alınmadan kredi kullandırılabilmekte iken, tarımsal girdi birim fiyatlarında meydana gelen artışlar nedeniyle kefalet limitleri yeniden düzenlendi.
(CHA)Uzel Kaliteden Ödün Vermeden Üretime Devam Ediyor